IV Bir hikâyenin sonu olamadık seninle. Seni diyorum düşündükçe, seni. Nasıl bir hikâyenin sonunda…? Üç nokta ya da soru işaretiydi yürümeye devam etseydik. Belki ünlem, belki yayın yasağı gelirdi serüvenlerimize. Antidepresan öncesi olurduk, epileptik nöbetler tutardık. Şimdi özgürlük nedir diye sorsaydım sana, seçim yapabilmekten bahsederdin. Seçimler, hiçbir zaman özgürlük olamaz. İnsan seçimlerinin kölesidir. Sonu gelmez olasılıkların. Her seçiş, daha fazla kaybediştir. Her kaybediş, yani bizim seçmediklerimiz, hayatımızın her anından çalan küçük katillerdir. Bu açıklama benzeri, zihnimin içinde karınca olup dolanmayı sevdiğini biliyorum. Benim için özgürlük, senin zihnimin içinde dolandığını bilmemdi, biliyor musun? Karınca adımlarıyla… Adımların düşüncelere, düşünceler kelimelere, hem de uzun ömürlü kelimelere, kelimeler dağarcığımdaki, koca ağacın köklerine, dallarına, yapraklarına geçiyordu. Dudaklarındaki kımıltı, zembereğinden kurtulmuş yelkovan gibi dudaklarıma yü...
Kayıtlar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
I Gitmek istediniz mi siz hiç, birden uzaklaşmayı? Sesiniz düşmanınız oldu mu hiç, en çok bağırmak istediğiniz anda? Başınız ağır geldi mi gövdenize? Siz hiç devrilip yıkıldınız mı yastığa, yıldınız mı yaşamaktan? Ölümü düşündünüz mü, siz hiç doğmamayı, en başından var olmamayı? Ağrınıza gitti mi kaybettikleriniz? Ağaran geceler, duvardaki çatlaklar, kapınızdaki uğultu çoğaldı mı zihninizde? Susup beklediniz mi çoğalsa bile, dönüp baktınız mı arkanıza? Tuhaf geldi mi size hiç, öğlenleri balkonlar? Özlediniz mi birini, o yaşamamışçasına sizsiz. Yanıldınız mı siz hiç, birkaç ömür kadar? II Erotizmi öğrendim ben, cinsellikten önce. Kaçamak bakışları, onlara yüklenen büyük anlamları. Bir dürtüyle irkilen duyguları. Gördüğün ve düşündüğün şeylerin büyük utancını. Fileli çorapları biliyordum örneğin, straplezleri. Heves ve öğrenilen ahlak arasında sıkışan z...